Son Dakika
Anasayfa / Yaşam Haberleri / Ah Şu Suriyeliler

Ah Şu Suriyeliler

Suriye savaşının birinci veya ikinci yılıydı. Pendik bölgesinde birkaç ağabeyimizin hiçbir dernek, vakıf vs. ismi kullanmaksızın bir stant açıp insani yardım topladıklarını ve bunları oradaki mazlumlara gönderdiklerini işittim. Hem samimiyetini hem de dava adamlığını bildiğim bu ağabeylerimin yanında olmak istedim. Gün geldi stantlarına eşten dosttan topladığımız 3-5 parça gıda malzemesini götürdüm, gün geldi kurdukları derneğin faaliyet ve kampanyalarını sosyal medya vasıtasıyla duyurmaya gayret gösterdim.

Beni tanıyanlar çok iyi bilirler ki, benim orta noktam yoktur. Hayatı hep uçlarda yaşamak, Cenab-ı Allah’ın fıtrat hamurumuza kattığı bir malzeme olsa gerek. Artık bu faaliyetlere sosyal medya üzerinden katılmak bana yetmiyordu. Pendik kuş parkına astıkları bir pankart ve pankartta yazan Merhum Akif’in “Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak” şiirinde geçen

Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’ 
Davransana… Eller de senin, baş da senindir! 
His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin? 
Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.” Dizeleri gözlerimin önünden hiç gitmiyordu.

Akif’in de dediği gibi his yok, hareket yok, acı yok. Önce kendi nefsime sonra aziz milletime sonra da tüm İslam alemine dönerek okudum bu mısraları. His yok, hareket yok, acı yok… Halbuki Resulullah (sav) ne buyurmuştu? “Şarkta bir Müslümanın ayağına diken batsa, garptaki Müslüman bunu yüreğinde hissetmiyorsa gerçekten iman etmiş sayılmaz.” Peki nasıl olacaktı? İmanınızdan olduğumuzu bile bile nasıl acısız,hissiz ve hareketsiz kalacaktık?

İlk zamanlar gidip Allah’ın (svt) bizlere emri olan cihad’a iştirak etmeyi çok düşündüm. İtirafta bulunmak gerekirse, nefsime söz geçirsem ayağımdaki prangalardan kurtulamadım. Sonra cihad sofrasının balından yemiş bir ağabeyimle istişare ederken “Mücahidlere iaşe temin etmek gerek, Mücahidlerin çocuklarını doyurmak gerek, şehidlerin emanetlerine sahip çıkmak gerek hiç değilse gelen muhacirlere ensarlık etmek gerek” sözleri üzerimdeki karamsarlıktan sıyrılıp yeniden gayrete gelmeme sebep oldu.

Gidemiyorsanız, kandillerine yağ gönderin” buyruğuna istinaden hayır toplama işlerine vaktimin ve imkanımın el verdiğince tabiri caizse daha da asıldım. Bölgeden gelen fotoğraf,video ve bilgiler uykularımı kaçırır olmuştu. Geceleri aynanın karşısına geçip “Ey dipdiri meyyit” diyordum kendime. Lağım sularını evlerine taşıyıp yarım yamalak kaynatıp mirobunu kırıp içen Müslümanlarla aynı orucu mu tutuyorum sorusu beynimi kemirmekteydi. Tam en ümitsiz en mahzun en mahcup olduğumuz anlarda öyle güzelliklere şahid olduk ki “tamam” dedik bu millet var oldukça kafirler gülemeyecek.
misal vermenin yeri geldiyse küçük bir anı paylaşayım.  Yeni bir kampanyaya başlamıştık, kış girmeden battaniye toparlayıp mazlumların biraz da olsa imdadına yetişme niyetindeydik. Kampanya gayet güzel ilerliyordu, aziz milletimiz imkanları dahilinde 3-5-10-100 neye gücü yetiyorsa seferber olmuştu. Birgün Bursa’dan bir fotoğraf geldi 5-6 yaşlarında iki çocuk, önlerinde bir sehpa ve sehpanın üzerinde kek. Açıkçası ilk başta pek bir anlam veremedim. Sonra hikmetini öğrendiğimde boynum büküldü, göz yaşlarıma hakim olamadım. Meğerse, bu kendi küçük yürekleri uludağ gibi ulu olan iki kardeşimiz annelerine kek yaptırıp evlerinin önünde dilim dilim satarak bir battaniye parası (15 tl) toparlayıp parasını bize göndermişler. O anki şükrümü ve bu millete olan imanımı anlatmaya kelimeler kifayet etmez.

Savaşın başlamasının üzerinden yaklaşık 6 yıl geçti. Bu 6 yılda yerler,konumlar,pozisyonlar, her şey kendince bir dönüşüme uğradı. Değişmeyen Mazlumlar ve kâfirlerin kinleriydi. Rabbimiz (svt) bu sefer de Al’i İmrân suresinden seslendi “…Size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki, “Kininizle geberin! Unutmayın Allah insanların kalplerinde ne varsa hepsini bilir
Bu 6 yılda değişmeyen bir güruh daha var ki, onlar da bu ümmetin içindeki münafıklar, haçlının sadık hizmetkârları, nesebi gayri sahih bu güruh, her fırsatta milleti mazlumlara karşı kışkırtmayı son 6 yılda kendilerine asli vazife haline getirdiler.

Şanlı ordumuzun “Fırat Kalkanı” harekatının bu coğrafyada olacak savaşı mazlumların hamisi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarının içerisine taşımak isteyenlere set çekmek olduğunu bildiklerinden “Suriye’de ne işimiz var?” dediler.
İzzetin varisleri olan Mücahidlere giden silahları fetö-thkp-c ve cumhuriyet gazetesi ortak yapımıyla “Mit tırları ışide silah taşıyor” dediler.
Müslüman olduğunu iddia eden bu güruh, Allah’ın Kur’anında ismini “Mücahid” koyduğu ve “Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.Ayet-i kerimesiyle cennet vaad ettiği kullarına “CİHADİST” dediler.

Ve sahiplerinden aldıkları talimat üzerine yeni ve kirli bir oyuna giriştiler.

“Suriyeliler gitsin ülkelerinde savaşsınlar”
“Bizim askerimiz orda onlar için ölürken onlar burada keyif yapıyorlar”
“Bize ne Suriye’den”

Meselenin Suriye meselesi olmadığı bizlerin malumudur. Neresi olursa olsun, İslam ve küfür orduları karşı karşıya geldiklerinde küfrün yanında saf tutmak adet ve hatta kanlarında olan bu güruh Allahu alem kendi tertipleri olan bir takım tatsız hadiselerle “Suriyeliler falanca yerde bir gencimizi bıçaklayıp öldürdü” tertibine giriştiler.

Biz ve bizim gibi düşündüğünden zerre kadar şüphemiz olmayan aziz milletimiz bu hayasız tertip ve kumpaslara kanmayak, Ensarlık hukukuna halel getirmeyecektir.

Selam, Dua ve Muhabbetle…

Aykut GÖRÜR

Editör: İhsan Günbeyi

İlginizi Çekebilir

van

Akraba Dehşeti: 2 Ölü, 3 Yaralı!

Van’ın Erciş ilçesinde yine bir akraba kavgası ölümle sonuçlandı. Elinde tüfeğiyle amcasının oğlunun evini basan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir